Türkçe'de bargaining

Telaffuz
i. pazarlık, görüşme

Örnek cümleler

Nicholas didn't get what he bargained for.
Nicholas pazarlık ettiği şeyi almadı.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Nicholas is good at finding good bargains.
Nicholas iyi kelepirleri bulmada iyidir.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Nicholas bought a camera at a bargain sale.
Nicholas indirimli satışlarda bir kamera aldı.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
I got this typewriter at a bargain price.
Bu daktiloyu ucuza kapattım.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
I bought this TV set at a bargain sale.
Bu TV setini indirimli satıştan aldım.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
The union bargained with the management.
Sendika yönetimle pazarlık yaptı.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
She's good at bargaining the price down.
Pazarlıkta fiyatı kırmada iyidir.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Nicholas didn't live up to his end of the bargain.
Nicholas pazarlığın sonuna ulaşamadı.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
- So that's the gift for 28 000 crowns.
- It's a bargain at that price.
- Demek 28 000 kronluk hediye bu.
- Bu fiyata kelepir sayılır.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
- I'm not gonna discuss my sex life with you.
- Then I'm not gonna tell you about mine.
- You drive a hard bargain.
- Seninle seks hayatımı tartışmayacağım.
- O zaman ben de sana kendiminkinden bahsetmeyeceğim.
- Sıkı pazarlık ediyorsun.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!

Eş anlamlılar

barter: negotiation, traffic, transaction, business


© dictionarist.com