Türkçe'de blow

Telaffuz
f. esmek, körüklemek, üflemek, uçurmak, yelpazelemek; çalmak, soluk soluğa kalmak, solumak; su fışkırtmak (balina), fışkırmak, patlamak; atmak (sigorta); çarçur etmek (Argo), kaçırmak (fırsat), kaçmak; çiçek açmak, çiçeklenmek; küfretmek, kahretmek
i. esinti, rüzgâr, üfleme; çalma, övünme, yüksekten atma; yumruk, darbe, hamle; şanssızlık, felâket, şok

Örnek cümleler

The snow came down and the wind blew very hard.
Kar yağdı ve çok sert bir rüzgar esti.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
I will blow the candles out.
Mumları üfleyerek söndüreceğim.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
I like to blow the whistle.
Düdük çalmaktan hoşlanırım.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Sometimes I can hear the wind blow.
Bazen rüzgarın esişini duyarım.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
To blow up a baloon, you blow your breath into it.
Balonu şişirmek için, içini nefesinizle doldurursunuz.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
A breeze is blowing through the trees.
Ağaçların arasından bir meltem esiyor.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
A little wind is blowing through the trees.
Ağaçların arasından biraz rüzgar esiyor.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
The wind blew and made a cloud of dust.
Rüzgar esti ve bir toz bulutu oluşturdu.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
The wind blows dust.
Rüzgar toz kaldırır.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
The wind blows tiny bits of dirt.
Rüzgar minik toprak parçacıklarını sağa sola uçurur.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!

Eş anlamlılar

1. misfortune: set-back, shock, affliction, reverse, trauma, mishap, calamity
2. hit: thump, bump, strike, rap, knock, impact, stroke
3. wind: storm, squall, blast, typhoon, gale, gust, breeze
4. puff: gasp, pant, breathe, exhale, whisper, wheeze
5. bluster: squall, storm, roar, wail, whip, stream
6. flap: flutter, waft, rush, whirl, whisk, drive, fling
7. sound: trumpet, blast, blare, mouth, play, whistle
8. blossom: bloom, flower

dictionary extension
© dictionarist.com