Türkçe'de brood

Telaffuz
f. kuluçkaya yatmak, kara kara düşünmek, arpacı kumrusu gibi düşünmek; üzerinde dolaşmak (belâ vb)
i. bir kuluçkada çıkan yavrular, damızlık, civcivler, aile, çoluk çocuk

Örnek cümleler

We can't let Jocelyn sit home and brood.
Jocelyn'in eve tıkanıp kalmasına
izin veremeyiz.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Dark clouds were brooding over the city.
Şehrin üzerinde kara bulutlar vardı.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
She brooded over the bullying done to her.
O, kendine yapılan zorbalık üzerine kara kara düşündü.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!

Eş anlamlılar

1. breed: flock, run, class, family, kind, line, lineage
2. offspring: issue, litter, progeny, young
3. offspring: issue, flock, young, progeny
4. sulk: muse, dwell on, grieve, fret, ponder, ruminate over, pout
5. incubate: hatch, set, sit
6. meditate morbidly: sigh, gloom, languish, grieve, repine, fret, sulk
7. incubate: hatch, set, cover



dictionary extension
© dictionarist.com