Türkçe'de flash

Telaffuz
f. ışık tutmak, aydınlatmak, yakmak, atmak (bakış), böbürlenmek, parlamak, çakmak, akla gelmek, görünüp hızla kaybolmak, yıldızı parlamak
i. ışıltı, parlama, şimşek, yıldırım, flaş, ani ışık, an, yıldırım haber, çarpıcı çekim, cep feneri, uyuşturucu sonrası gevşeme
s. ani, şiddetli, havalı, şık, gösterişli

Örnek cümleler

Watch the light on the police car flash.
Bak, polis arabasının ışığı nasıl yanıp sönüyor.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
I saw a flash of lightning.
Ani ve şiddetli bir yıldırım gördüm.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
The bomb exploded with a blinding flash.
Bomba kör edici bir parlamayla patladı.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
And at first I couldn't figure out why.. and I had this moment of incredible fear...and also...it just flashed through my mind.
İlk başta ne olduğunu anlayamadım, bu inanılmaz korku anını yaşadım dahası bu anı zihnimde hissetmiştim.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
I saw a flash of lightning far in the distance.
Uzakta bir yıldırım parlaması gördüm.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Flash photography is not permitted beyond this point.
Flaşlı fotoğraf çekmek bu noktadan itibaren yasak.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
The iPad would be a better product if it could handle Flash.
Flash programı olsaydı iPad daha iyi bir ürün olurdu.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
What we do is flash back. The documentary start and then goes backwards.
Yaptığımız geriye dönüş tekniğini kullanmak. Belgesel başlıyor ve geriye doğru ilerliyor.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
And in a flash, our plane hits the ground! The plane shatters. Everything comes to an abrupt end.
Ve bir anda, uçağımız yere çarpar. Uçak paramparça olur. Her şey ani bir şekilde sonlanır.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Absence is the best way to distinguish real love from a flash in the pan.
Yokluk gerçek aşk ile saman alevini birbirinden ayırmanın en iyi yoludur.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!



© dictionarist.com