Türkçe'de glare

Telaffuz
f. parlamak, göz kamaştırmak, göze batmak, dik dik bakmak, kötü kötü bakmak
i. göz kamaştırıcı ışık, parıltı, göze batan şey, düşmanca bakış, kötü bakış, parlak ve şeffaf yüzey
s. parlak ve şeffaf, pürüzsüz

Örnek cümleler

They all turned and glared at Tom.
Hepsi döndü ve Tom'a baktı.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
She was blinded by the glare of headlights and could not avoid the accident.
O, farların parlamasıyla kör oldu ve kazadan kaçınamadı.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Tom and Mary glared at each other.
Tom ve Mary birbirlerine dik dik baktılar.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Tom glared at Mary with hatred and disgust.
Tom kin ve nefretle Mary'ye baktı.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Tom glared at Mary.
Tom Mary'ye baktı.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Tom glared back at Mary.
Tom Mary'ye tekrar baktı.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Tom just glared.
Tom sadece baktı.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
All of the women in the room turned and glared at Tom.
Odadaki bütün kadınlar döndü ve Tom'a baktı.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
How did you manage to overlook such a glaring error?
Böyle göze batan bir hataya nasıl göz yummayı başardınız?
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
There's a lot of glare.
Çok parıltı var.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!

Eş anlamlılar

1. showiness
2. flash: flare, glitter, lustre, sparkle, brilliance, dazzle
3. scowl: glower
4. dazzle: gleam, shine
5. frown: scowl, glower, lower, gloat



© dictionarist.com