Türkçe'de grieve

Telaffuz
f. üzmek, kederlendirmek, dert vermek, üzülmek

Örnek cümleler

I can't say I go around grieving.Of course he's left a gap but it's no good fretting.
Etrafta kederli bir halde dolaştığımı pek de söyleyemem. Elbette onun gidişi hayatımda bir boşluk yarattı ama üzülmenin kimseye faydası yok.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Everyone is grieving.
Herkes kederli.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
They grieved for their father.
Kendi babaları için üzüldüler.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
I'm still grieving from the death of my eldest son.
Matem tutmak için doğru yada yanlış yol yoktur.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Tom's grieving.
Tom matemli.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
John grieves.
John üzülür.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
The loss of their mother grieved them very much.
Annelerinin kaybolması onları çok üzdü.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Tom is grieving.
Tom kederli.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!

Eş anlamlılar

1. agonise
2. lament: mourn, bemoan, bewail, sorrow, suffer, weep
3. agonize: pain, depress, distress, sadden



dictionary extension
© dictionarist.com