Türkçe'de juvenile

Telaffuz
i. genç, çocuk, çocuk kitabı
s. genç, gençlere özgü

Örnek cümleler

- When other boys had their eyes on girls, I sat in Juvenile prison for having taken an old lame granny's sledge. Mikkonen.
- Diğer çocuklar gözlerini kızlardan ayıramazken, ben eski, garip bir büyükanne kızağını almak için çocuk hapishanesinde otururdum.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
That's so juvenile.
Bu çok çocukça.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Tom is a juvenile delinquent.
Tom bir çocuk suçlu.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!

Eş anlamlılar

young: immature, adolescent, youthful, childish, puerile



© dictionarist.com