Türkçe'de noise

Telaffuz
f. gürültü etmek, ses çıkarmak
i. gürültü, ses, patırtı, velvele, parazit

Örnek cümleler

Ted can make a loud noise with the whip.
Ted kırbacıyla büyük bir gürültü çıkarabilir.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
The teacher said, “Please stop the noise.”
Öğretmen, «Lütfen gürültüyü kesin» dedi.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
When you walk the streets of the city, the dizzy buzz of noises becomes so loud from time to time that you have to cover your ears for a bit to clear your head again.
Bu şehrin sokaklarında yürürken insanı sersem edici vızıltılar zaman zaman öyle yükselir ki, kafanızı toplayabilmek için bir süre kulaklarınızı tıkamanız gerekebilir.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
The noise awoke me from my sleep.
Gürültü beni uykumdan uyandırdı.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
I can't put up with that loud noise.
O gürültüye dayanamıyorum.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
I can't stand that noise any longer.
O gürültüye daha fazla dayanamam.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
I can't stand this noise any longer.
Bu gürültüye daha fazla dayanamam.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Don't make noises when you eat soup.
Çorbanızı içerken ses çıkartmayınız.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
They were all fed up with the noise.
Onların hepsi gürültüden bıktılar.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
He asked us not to make any noise.
Gürültü yapmamamızı rica etti.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!

Eş anlamlılar

1. spread: rumour
2. sound: disquiet, ado, hullabaloo, discord, blare, fanfare



© dictionarist.com