Türkçe'de strike

Telaffuz
f. basmak (çalgı, para), hesap bakiyesini tespit etmek, vurmak, çarpmak, isabet etmek, indirmek, çakmak, işlemek, gözüne ilişmek, yeretmek, etki bırakmak, izlenim bırakmak, gibi gelmek, bulmak, çalmak (saat), gelip çatmak, kök salmak, yolunu tutmak, grev
i. grev, çalma, vurma, vuruş, vurgun, petrol bulma, maden bulma, beklenmedik başarı, hava saldırısı, nükleer saldırı

Örnek cümleler

If you strike a match, it makes a blaze.
Kibrit, çaktığınızda tutuşur.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
If you strike a match, it makes a flame.
Kibrit, çaktığınızda alev çıkar.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Children should not strike matches.
Çocuklar kibrit çakmamalıdırlar.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
They did not join unions or strike.
Sendikalara yada greve katılmadılar.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
We were struck dumb with astonishment.
ޞaşkınlıktan dona kalmıştık.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
His house was struck by lightning.
Evini yıldırım çarptı.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
The clock has already struck noon.
Saat zaten öğleyi vurdu.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Nicholas struck the wall with his fist.
Nicholas yumruğu ile duvara vurdu.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
The boxer struck his opponent hard.
Boksör rakibine sert vurdu.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
The bus drivers are on strike today.
Otobüs sürücüleri bugün grevde.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!

Eş anlamlılar

1. light: ignite, inflame, burn
2. hit: beat, slap, knock, buffet, clout, cuff
3. impress: affect, overwhelm
4. picket: boycott, oppose, resist, stop, quit
5. discover: unearth, find, uncover



© dictionarist.com