Türkçe'de tap

Telaffuz
f. tıklatmak, hafifçe dokunmak, hafifçe vurmak, tıkırdatmak, pençe vurmak (ayakkabı), step dansı yapmak, musluk takmak, musluğu açmak, tıpa takmak, suyunu akıtmak, para sızdırmak, kaçak hat çekmek, bağlantı kurmak [elek.]
i. hafif vuruş, tıklatma, tıkırtı, pıtırtı, musluk, çeşme, yat borusu, pençe (ayakkabı), fıçıdan doldurulmuş içki, fıçı (içki), bar, bağlantı [elek.], vücutta biriken suyu alma

Örnek cümleler

Someone tapped me on the shoulder.
Birisi omuzuma hafifçe vurdu.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
You'd better not drink the tap water.
Musluk suyu içmesen iyi olur.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Most Japanese drink water from the tap.
Çoğu Japon suyu musluktan içer.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
I learned to tap dance when I was a young girl.
Genç bir kızken step dansı yapmayı öğrendim.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
You really do play tap dance quite well.
Step dansını gerçekten oldukça iyi oynuyorsun.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Nicholas felt someone tap him on the shoulder.
Nicholas birinin hafifçe omuzuna dokunduğunu hissetti.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Nicholas takes tap dancing lessons twice a week.
Nicholas haftada iki kez tepinme dansı dersleri alır.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Nicholas found out that his phone had been tapped.
Nicholas telefonunun dinleniyor olduğunu öğrendi.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Nicholas can't listen to music without tapping his foot.
Nicholas ayağını vurmadan müzik dinleyemez.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Next time, tell your lover to blow smoke rings or tap a glass.
Gelecek sefere aşığına dumandan yüzükler üflemesini ya da cama tıklatmasını söyle.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!

Eş anlamlılar

1. pierce: bore, drill, spear, spike, lance, stab, perforate
2. rap: knock, hit, pat, touch, bob
3. drain: draw, empty, pour out



© dictionarist.com