Türkçe'de time of day

Telaffuz
günün bir saati

Örnek cümleler

What's your favorite time of day?
Günün en sevdiğiniz vakti nedir?
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
She wouldn't give him the time of day.
Ona günün belirli bir saatini vermezdi.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Nicholas is usually drunk by this time of day.
Nicholas genellikle günün bu saatine kadar sarhoştur.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Nicholas wouldn't be at the bank this time of day.
Nicholas günün bu vaktinde bankada olmazdı.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
What's your favorite time of day to exercise?
Egzersiz yapmak için günün en sevdiğin vakti nedir?
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Nicholas can reach me at this number any time of day.
Nicholas bu numaradan günün herhangi bir saatinde bana ulaşabilir.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Five minutes later, no one would give me the time of day.
Sonra ne oldu? Kimsenin bana ayıracak vakti kalmadı.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
What's the time of day?
Saat kaç?
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
I'm not usually here this time of day.
Günün bu vaktinde genellikle burada değilim.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Soon after she became a lawyer, she wouldn't even give her old friends the time of day.
O bir avukat olduktan kısa süre sonra, o bile eski arkadaşlarıyla muhatap olmadı.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!

Eş anlamlılar

clock time: daybreak, break of day, dawning, fall, midnight, gloaming, crepuscle, sunup, bedtime, dawn, sunrise, small hours, crepuscule, late-night hour, noon, zero hour, canonical hour, sunset, clock time, cockcrow, midday, noonday, rush hour, dusk, aurora, time, gloam, twelve noon, evenfall, nightfall, twilight, early-morning hour, none, high noon, hour, morning, break of the day, dayspring, happy hour, closing time, first light, noontide, mealtime, sundown


dictionary extension
© dictionarist.com