Türkçe'de trouble

Telaffuz
f. rahatsız etmek, zahmet vermek, canını sıkmak, üzmek, bulandırmak, dert etmek, zahmet etmek, üzülmek
i. sıkıntı, dert, külfet, belâ, huzursuzluk, meşakkat, zahmet, rahatsızlık, aksilik, sorun, arıza, üzüntü

Örnek cümleler

She did not take the trouble to look for it.
Arama zahmetine girmedi.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Nicholas is having trouble making ends meet.
Nicholas kıt kanaat geçinmekte zorlanıyor.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Nicholas had trouble thinking straight.
Nicholas'ın düz düşünme sorunu vardı.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Nicholas has trouble judging distances.
Nicholas'ın mesafeleri yargılama sorunu var.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
He's here trying to stir up trouble.
O burada karışıklık çıkarmaya çalışıyor.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Nicholas has trouble dealing with stress.
Nicholas'ın stresle başetme sorunu var.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Nicholas has trouble standing on one leg.
Nicholas'ın tek bacağı üzerinde durma sorunu var.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Nicholas seems to be looking for trouble.
Nicholas bela arıyor gibi görünüyor.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
They gave us very little trouble.
Onlar bize çok az sıkıntı verdi.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
He gave us quite a lot of trouble.
O bize oldukça çok sorun yarattı.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!

Eş anlamlılar

1. adversity: calamity, distress, misfortune, woe, worry, trial, tribulation
2. annoyance: harassment, difficulty, embarrassment, molestation
3. effort: exertion, pains, inconvenience
4. inconvenience: put out, discommode, incommode
5. distress: annoy, bother, harass, harry, irk, irritate, pester



© dictionarist.com