Türkçe'de walk

Telaffuz
f. yürümek, yürüyerek gitmek, dolaşmak, gezdirmek, gezmek, adımlamak, adımla ölçmek, yürütmek, dolaştırmak, yürüyüşe çıkarmak, yürüterek yormak, eşlik etmek, taşımak (iterek)
i. yürüme, yürüyüş, gezinti, yol, yürüyüş yolu, yürünecek mesafe, yürünecek yer, devriye gezme, iş sahası, koyun çiftliği

Örnek cümleler

Jill walks between her friends.
Jill arkadaşlarının arasında yürüyor.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
She walks in the middle with a friend on each side.
Her iki arkadaşı birer yanında olmak üzere ortalarında yürüyor.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
We walk across a small bridge.
Küçük köprülerin üzerinden yürüyerek geçeriz.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
She will learn to walk after she learns to crawl.
Emeklemesini öğrendikten sonra yürümesini öğrenecek.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Every morning I feed my dog and take her for a walk.
Her sabah köpeğimi besler ve onu yürüyüşe çıkarırım.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
The dog likes to walk behind me.
Köpek beni izlemekten hoşlanıyor.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
When we take a walk through the woods we are walking in the forest.
Ağaçlıklar arasında yürümek, ormanda yürümek demektir.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
I had a long walk in the forest with my dog.
Köpeğimle birlikte ormanda uzun bir yürüyüş yaptım.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
 Never design your character like a Garden where anyone can walk. Design it like the sky where everyone aspires to reach.
Kişiliğiniz, herkesin gelip geçebileceği bir bahçe değil herkesin ulaşmak istediği bir gökyüzü gibi olsun.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
September is my favourite month to have walks in the park.
Eylül parkta yürüyüşler yapmak için en secdiğim aydır.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!



dictionary extension
© dictionarist.com