Türkçe'de young

Telaffuz
i. küçük, yavru
s. genç, küçük, acemi, yeni

Örnek cümleler

The young fellow doesn’t feel well.
Şu genç kimse pek iyi değil.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
The young boy doesn’t feel' well.
Şu genç çocuk pek iyi değil.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
He is too young so that he cannot travel alone.
O çok genç, bundan dolayı yalnız seyahat edemez.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
A 19 yeared young boy wants to change the world.When he comes to his sixty, he wants to change it again but he has been aware that he can’t.
On dokuz yaşındaki bir genç adam, dünyayı değiştirmek ister . Atmış yaşına gelince, yine dünyayı değiştirmek ister, ama yapamayacağının farkındadır.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Suddenly a young woman stood up.
Aniden genç bir kadın ayağa kalktı.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
That young actor is a James Dean.
O genç aktör James Dean adında biri.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
The young adapt to change easily.
Gençler değişime kolayca uyum sağlarlar.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
The young should respect the old.
Gençler yaşlılara saygı göstermeliler.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
Nicholas is a promising young musician.
Nicholas gelecek vaat eden genç bir müzisyen.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!
I heard a young girl call for help.
Ben bir genç kızın yardım çağrısı yaptığını duydum.
Telaffuz Telaffuz Telaffuz Hata bildir!

Eş anlamlılar

1. offspring: youth
2. immature: childlike, juvenile, adolescent, youthful, inexperienced, infant, callow



dictionary extension
© dictionarist.com